İşaret dili üzerine edindiğim tecrübeleri dönem dönem paylaşacağımdan bahsetmiştim. Bugün yaşadığım harika bir olay üzerine bu yazıyı sıcağı sıcağına yazmak istedim. Bilemem, yaşadığım heyecanı aynı şekilde yazıya dökebilir miyim?

İşaret dilini öğrenmeye başladığım ilk gün eğitmenimle karşılaştığımda bana yaptığı o ilk işareti anlamamıştım. İlk ders bitiminde fark etmiştim ne olduğunu. Bana ‘merhaba’ işaretini yapmıştı. Çünkü iletişim ilk ‘merhaba’ ile başlardı.

Anlatan Eller’den önce de, Anlatan Eller içerisinde de, bireysel olarak da hep iletişimin önemini savundum. İletişimin önemini, bunu savunan insanlarla birlik olup çeşitli sosyal medya çalışmaları, saha çalışmaları yaparak anlattık. Anlatmaya da devam edeceğiz.

Sağır arkadaşlarımla beraber oturduğumuz bir yerde benim işiten olduğumu anladığında çalışanlar, müşteriler, çeşitli kelimeleri soruyor ve iletişim kurmaya çalışıyor. ‘Teşekkür ederim’ ne demek? ‘İyi günler’ ne demek? ‘Afiyet olsun’ ne demek? falan filan. Herkese bıkmadan, sıkılmadan teker teker bu temel kelimeleri öğretiyor ve iletişim kurdukları o anın enerjisinde mutluluğa bırakıyorum kendimi.

Anlatan Eller özelinde pek çok bireyle ve kurumla iletişime geçtik. Hala daha iletişime geçmeye devam ediyoruz. Bütün bilgi birikimlerimizi, doğru bilinen yanlışları anlatıyoruz. Farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.

Bugün eğitim verdiğimiz bir kurumun iftar yemeğine davet edildik. Anlatan Eller’in eğitmenleri ile o davete katıldık. Kapıdan içeri girdiğimiz anda eğitim alan veya deneyimlerimizi anlattığımız herkes bizi işaret dili ile karşıladı. Ben işitenim ama sağır ekibimin yanında tam bir sağır oluyorum. Uzaktan ‘merhaba’ işaretlerini görüyordum, sonra ‘iyi misin?’ işaretleri… Salondan ayrılırken de ‘görüşürüz’ işaretleri… İşaret dilinin en sevdiğim özelliği yan yana olmasan da uzaktan iletişim kurabilmek sanırım.

Kimseden mükemmel işaretler beklemiyoruz asla. Öğrenme kapısını açık bıraksın, yeter. Belki sadece 4 kelime bildiği fakat yeter de artar bile.

İşaret dili ile bir ‘merhaba’ nın yüzde yarattığı o samimi gülüşün tarifi hiçbir şeyde yok. Çünkü o, ‘seni anlamak için çabalıyorum’ demek. Çünkü o, ‘senin hayattaki mücadelenin farkındayım’ demek. ‘Ben senin kültürünün farkındayım’ demek. Anlamak ve anlaşılmak demek…

Hayattaki mücadelenizi, hayallerinizi, inançlarınızı anlayan insanlar çıksın yollarınıza. Papatyalı yollarınız olsun.